3 Aralık 2012

alakasız

regina spektor - small town moon

kışın sevmediğim tek yanı, geceleri aydan uzak kalmak olabilir.

cuma günü dolunay vardı. cuma günü dolunay, bana yine aramadığım bir yolu gösterdi.

çünkü o olmadan, karanlıkta yolunu bulmak için yapay ışıklara mecbur kalıyorsun. halbuki aya bakıp hangi tarafa gideceğini anlayamazsın, bunu kimse bana öğretmedi. ben de şimdi böyle bir şeyi kendime öğretmeyi gururuma yediremiyorum.

oysa ay normalde, ben yatağa girmeden benim tarafıma gelmez.

yer yön bulmadaki yeteneksizliğim ve kendimi kaybetmedeki tutarlılığım el ele tutuşmuş yürüyor dolayısıyla. kendimi kaybetmem, her zaman olduğu gibi, bir adım önde. onu böyle kabullendik, yefi'yle.

ama yatağa girdiğim an, uykusuzluğun beni çaresiz bıraktığı an. o an. 

güvercin'de sonlandı yine kısa bir yolculuk. ben, kariyerime bir dürümcüde devam etmek istediğimi itiraf ederken "aaay dolunay" diye bülent ortaçgil söylüyordum, atmosfere uygun. derken, hayat ve sürprizler benimle üçgen oluşturmayı çok sevdiğinden, arada oluşturduğumuz boşluğa bir de rastlantı ekledik (kişiselleştirmek çok önemli, daha kolay benimsemek adına). insan bazen hiç istemediği bazen de çok istedikleriyle karşılaşabiliyor, biliyor muydunuz? hatta öyle ki bu karşıt karşılaşmalar aynı dört saatte vuku bulabiliyor.

o ışık, benim bilincimi yitirmeme az bir zaman kaldığında belirdiği için beni çok yıpratıyor. 

neyse ki gülmeyi alışkanlık (hey maşallah, because i mean it) edindim de yüzüm kalbimin asılmasına hiç izin vermiyor, vermez, vermedi. istemediklerimizden istediklerimize geçiş böylelikle daha kolay oluyor. (bir de ne yapacağımızı bilemediklerimiz var, o da adı üstünde işte- bilemiyoruz ne yapsak.) tabii geçiş dediğin hep sancılı bir süreç.

o geldiğinde ben gidecek oluyorum ve ben döndüğümde onu bulamayacağım, çok net.

sancı dediğim, onsuz güzel anlar bütünü. kalabalığın içinde etrafı bulanıklaştırıp dans ederken yalnız karşındakini görmek ya da "gül, kahkaha at, daha sesli, daha çok" komutlarına en içten şekilde uymak gibi. başka bir tür kayboluş yani.

bulursam bile o, dolunay olmayacak.

herhangi bir ay ışığında.

hem olsa da bir şey fark etmez. aynı suda yıkanamıyoruz, bunu öğretmişlerdi.

sonuçta ben ışık dağıtmıyorum. aydan gelenler yansımıştır olsa olsa.

o da yanılmaca.

hele ay aslında görünürde yoksa.

eyvah!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder