5 Aralık 2012

çare sizsiniz

annecim benim için çekirdekleri hazırlamış. yolda giderken ben direksiyonu bırakmayayım ama çekirdeksiz de kalmayayım diye. böyle küçük damlalarla koskocaman bir göl yarattık biz, ne mutlu!

fotoğraf, mutluluğun özeti. arka planda vites kolu görünüyor. ilk kez araba kiralamış olmamın, başka bir şehirde -bir süreliğine de olsa- kendi arabamla gezmemin gururu var. ve her anlamda mükemmel o kazak. hakkında kırk beş dakika konuşabilecek biri bile var dünyada, kazak öyle güzel. bolluğu, kolları, deliklerinin boyutu, yakasının kusursuz genişliği... :) ve bence beyazlığı.

sevgiyle örülmüş gibi. daha değerlisi olamazmış gibi. anne eli değmiş gibi.

yine özlemeye başlıyorum. henüz doldurulmuş boşluklar, tekrar belirmeye başlıyor. olaylar var, çok da güçlüler, hissettirdikleriyle; ama geçişler çok silik, yakalayamıyorum. sanki ben daha önce yaşamışım, o zaman her şeyi kameraya çekmişiz; şimdi de oturmuşum, hızlandırılmış halini izliyorum onun. hani olur ya bulutların hızlıca hareket edişini izleriz filmlerde, koca gecenin altı saniyede bittiğine tanık oluruz bir yere sabitlenmiş bir kameranın gözünden, aynen o. bu kadar kısa sürede bunca şey yaşamayı normal olarak algılamak, doğal bulmama yetmiyor. ama koşmaya devam, alışmış kudurmuştan betermiş hakikaten. 

ne var ki özlemek üzerine kurulu bu hayatıma beklenmeyen tepkimi dün gösterdim. 4 dakika 48 saniye sürdü. sonrası baş ağrısı. başım ağrımasın diye, aklımın sağır olması gerekiyor demek ki. sonrasında yanar bir şeyler. unutulur gider -umuyoruz-. yoksa "how"?

denemesi bizden, gerçekleşmesi dumandan.

hem özlenmeyi bu kadar hak ediyorsa o, ben masumum. aslında çaresiz. (çünkü çare "biz" değiliz.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder