Her seferinde biraz daha yalnızlık içtik birlikte. Yalnızlığın adı değişti durdu, sensizlikte. Ben yıllar boyu seninle ağlamamışım gibi, sana birden arkamı döndüm. Tam da birden değil. Attığım her adım, beni senden uzağa, bildiğimi sandığım bir yerlere götürdü. Belki gitme dedin de duymadım. Öyle desen hiç gitmezdim çünkü bir bildiğin olurdu. Malum, sen hiç yanılmazsın, hayalde yanılmaca yok diye. Yoksa, gerçekten olsaydın ve sonra ölseydin, kesin hataların olurdu. "Parmağımı kopardın." derdim belki, sanki aynı parmağı kurtaran sen değilmişsin gibi.
Nasıl onca hüznü toplamışsın çocuk yüzünde? Biz yalnız bırakmak istememiştik seni, eminim. Fotoğraf için geri çekildik önce, bir baktık ölmüşsün.
Ben şimdi yokluğunu ufak parçalara ayırsam, yere atsam, karıncalar sana taşıyabilir mi? Belki varlığınla birleşince yok olur o da, özlem misali?
Puzzle'larda bana yardım eder misin? Sabrım yok artık hiçbir bütünlemeye. Varlıktı yokluktu, yastıktı gözyaşıydı derken, bir konser salonunda sen duyarsın diye bağırırım ben de hiç işe yaramaz. Çabuk sıkılıyorum artık.
Ne seni ne gülümsemeni ne sesini ne o kırmızı eteğin senin üstünde neye benzediğini hatırlıyorum. Hafızam çocukluğumu senin gidişinle başlatıyor. Senin gidişin, demişken; sen mi gittin gerçekten? Çok mu kızdırdık, üzdük? Doğru söyle. Söyleyebilirsen.
Seni rüyamda görmek için çocukluğumu verirdim. Her şeyiyle, dedemin arkasından koştuğu uçan balonum dahil. Afrika bile dahil.
Seni bir kez görmek için tüm doğum günlerimi verirdim. Her birini.
Kime verdiğimi düşünmeden verirdim. Zaten. Tüm bu birikimler, anılar, perdeyi boyamak için sürülmüş kırmızı rujlar... Sen görünce hafızam onları tutabilir mi ki? Sen gittiğinde sıfırlanmayı öğrenmiş bir kere.
Tek mücadele etmenin sıkıcılığında, sıradan bir insan olmada emin adımlarla ilerlerken ben, senden daha da uzaklaşıyorum, öyle değil mi? Sonuçta gittiğim bu yolun üzerinde değil mezarın bile.
Vicdanımı rahatlatıyorum. Artık arkandan ağlamıyorum diye yazıyorum böyle. Bunu herkes bilmiyor mu? Ağlıyorsun, ağlıyorsun, özlüyorsun. Özlemeye devam ededur sen, gün geliyor ağlamayı kesiyorsun.
Bu yalana kim inanıyor?
Nice yıllara, abla. Sanma ki doğum gününün ne zaman olduğunu unuttum. Bu tarihleri karıştırmıyorum:
Sen doğuyorsun, dedem ölüyor, annem doğuyor, babam doğuyor, ben doğuyorum, sen ölüyorsun, dedem ölüyor, amcam ölüyor. Seneler geçiyor, geçiyor.
Gün geliyor, sen öldüğünde ben hala doğum günü kutluyor oluyorum. Neyin cilvesi, bilemedim.