yine kırarken yapıştıran bir şarkı dinletti bengito, saolsun.
şarkılar da olmasa arka planımız ne sessiz olacaktı - televizyonun sesini kısıp izlermiş gibi. bir süre eğlenceli görünür ama sonra her şey anlamsızlaşır ya, öyle. profesör önce büyük taş koymuş kavanoza, öğrenciler dolu demiş, sonra çakıl taşı, öğrenciler yine dolu demiş, sonra kum, sonra su, her seferinde öğrenciler "dolu" demiş kavanoz için. büyük taşlar sevdiklerimiz ailemizmiş (onları çıkarınca kavanoz boş kalırmış, diğerleri "olmazsa olmaz" değil ama "olunca ne güzel oluyor"muş), çakıl taşları bişibişibişi. (müzik de işte sonda gelip her şeye dokunan su olabilir belki bu hikayede.) bu klasik hikayeye de blogumda yer verdikten sonra, artık gamsız sayılabilirim. şarkılar sarsın dört bir yanımızı.
(v)e o zaman, yazamadığım paperlarıma gelsin bu kez: lady linn - i don't wanna dance
"i'd never do something to hurt you though
oh but the feeling is bad,
the feeling is bad."
bu sabah uyandığımdaki his çok kötüydü, kötü olan sadece o aslında, onun haricinde her şey yolunda, çünkü kendimi de yefi'yi de hiç kandırmıyorum, hem elimden geldiğince kalplerimize özen gösteriyorum, bir zarar gelmesin aman, kalbin yeri ayrı, böbrek değil ki para verip alasın.
ps. i don't wanna miss a thing'den i don't wanna dance'e yapılan dikey geçiş bana on kiloya patlamış olabilir. tartılardan korkuyorum yeminlen. 18.30 yemek kapanış saati. ben böyle işkence görmedim arkadaş.
şarkılar da olmasa arka planımız ne sessiz olacaktı - televizyonun sesini kısıp izlermiş gibi. bir süre eğlenceli görünür ama sonra her şey anlamsızlaşır ya, öyle. profesör önce büyük taş koymuş kavanoza, öğrenciler dolu demiş, sonra çakıl taşı, öğrenciler yine dolu demiş, sonra kum, sonra su, her seferinde öğrenciler "dolu" demiş kavanoz için. büyük taşlar sevdiklerimiz ailemizmiş (onları çıkarınca kavanoz boş kalırmış, diğerleri "olmazsa olmaz" değil ama "olunca ne güzel oluyor"muş), çakıl taşları bişibişibişi. (müzik de işte sonda gelip her şeye dokunan su olabilir belki bu hikayede.) bu klasik hikayeye de blogumda yer verdikten sonra, artık gamsız sayılabilirim. şarkılar sarsın dört bir yanımızı.
(v)e o zaman, yazamadığım paperlarıma gelsin bu kez: lady linn - i don't wanna dance
"i'd never do something to hurt you though
oh but the feeling is bad,
the feeling is bad."
bu sabah uyandığımdaki his çok kötüydü, kötü olan sadece o aslında, onun haricinde her şey yolunda, çünkü kendimi de yefi'yi de hiç kandırmıyorum, hem elimden geldiğince kalplerimize özen gösteriyorum, bir zarar gelmesin aman, kalbin yeri ayrı, böbrek değil ki para verip alasın.
ps. i don't wanna miss a thing'den i don't wanna dance'e yapılan dikey geçiş bana on kiloya patlamış olabilir. tartılardan korkuyorum yeminlen. 18.30 yemek kapanış saati. ben böyle işkence görmedim arkadaş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder