sonunda doğum günü heyecanımı yalnızveyalnızca mutlulukla dolu dilekler eşliğinde geride bırakıyoruz. birilerinin "oh, bir sene rahatız" dediğini duyar gibiyim. işte o birileri ki, onlar olmasa olmaz. sine qua non. "iyi ki"ler yolda, ama önce:
her ne kadar vazgeçilmezim gibi dursa da bu özelim güzelim gün; kim kutladı, bu niye kutlamadı, trenin altında edebiyat defteri mi kaldı, bana jelibon borcu vardı küçük hesaplarına girmiyorum. ama madem dırdırdırdır beklentilerimi yükseltiyorum haftalardır, kutlayan nasıl kutladı, ona bakmadan geçmiyorum.
yalnız nice senelere/nice yıllara diyen güzel insanlar, keşke sessizce bir kenarda oturup, yanınızdan salına salına geçen o güzel kırmızı arabayı izleseydiniz, elinizi teknolojiden bu güzel dileğinizi yazdığınız süre boyunca uzakta tutsaydınız. içi boş bir nice senelere, içi dolu turşucuk seviyesine asla ulaşamıyor, unutmayınız.
bugün 25 kasım. yılın en sevimsiz günü. yazdıklarımı önceden okuyanlar, beni yüzyıllardır tanıyanlar bilirler kasımın üstümde yarattığı ikilemi. bu ayla böylesine içli dışlı özdeşleştirebiliyorsam kendimi, aynı anda en heyecanlı en mutlu günümle, hüzün yumağını sıkı sıkı ve hiç de çaktırmayan bir uyum içerisinde içinde barındırmasındandır. nice seneler geçen o günün ardından eksikliğin artık yoklukla dolmasıdır. kasım bir başkadır.
ve özlemek en çok ona yakışır.
her ne kadar vazgeçilmezim gibi dursa da bu özelim güzelim gün; kim kutladı, bu niye kutlamadı, trenin altında edebiyat defteri mi kaldı, bana jelibon borcu vardı küçük hesaplarına girmiyorum. ama madem dırdırdırdır beklentilerimi yükseltiyorum haftalardır, kutlayan nasıl kutladı, ona bakmadan geçmiyorum.
yalnız nice senelere/nice yıllara diyen güzel insanlar, keşke sessizce bir kenarda oturup, yanınızdan salına salına geçen o güzel kırmızı arabayı izleseydiniz, elinizi teknolojiden bu güzel dileğinizi yazdığınız süre boyunca uzakta tutsaydınız. içi boş bir nice senelere, içi dolu turşucuk seviyesine asla ulaşamıyor, unutmayınız.
öyle bir dilek ki içinde özne yok, nesne yok. sen yoksun, ben yokum, biz zaten yok. çok yaşamayı marifet bilmedikten sonra, hiçbir anlamı yok. senelerin geçsin de, nasıl geçerse geçsin, der gibi. yarın seni yitirebilirim kırılganlığından öylesine uzak, bir öylesine soğuk. ve yalnız.
http://meetjanejones.blogspot.com/2012/01/visne-suyu.html
http://meetjanejones.blogspot.com/2012/01/visne-suyu.html
bugün 25 kasım. yılın en sevimsiz günü. yazdıklarımı önceden okuyanlar, beni yüzyıllardır tanıyanlar bilirler kasımın üstümde yarattığı ikilemi. bu ayla böylesine içli dışlı özdeşleştirebiliyorsam kendimi, aynı anda en heyecanlı en mutlu günümle, hüzün yumağını sıkı sıkı ve hiç de çaktırmayan bir uyum içerisinde içinde barındırmasındandır. nice seneler geçen o günün ardından eksikliğin artık yoklukla dolmasıdır. kasım bir başkadır.
ve özlemek en çok ona yakışır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder