6 Aralık 2011

Üniversitelim

Dünya bir küçük, bir küçük, hep küçük. 135412317824619857 milyonluk İstanbul'da ilkokul arkadaşımla bir pasajda karşılaşmak kadar küçük. Karşılacak kadar, değil, karşılaşmak kadar, evet. İşte tam da bu küçüklükte "yeni" kavramı gittikçe bulanıyor; sanki patates kızarttıktan sonra yağı tıkanmış lavaboya dökmüşüm. Kızartma yağı kim, lavabo neyi tanımlıyor, açıklayamam sorsan. Çirkin bir benzetme oldu farkındayım; ama durumu iyi betimledi sanki, bulanıklık açısından. Ne diyordum? Ha dünya, dünyam benim, minicik olan. Sanki 4(4 ideal) insan var toplamda, kimle tanışırsam tanışayım o büyüyen halkada ortak arkadaşımızın yanında buluyor o yeni kişi kendini. Amerika'da okusam durum böyle olmayacaktı muhtemelen, dünya hep küçük; ama yine de iki okulum da birbirini çok güzel besler özellikte. İsveç olsa hele, çok farklı olacaktı. (Dı dınn! Bir hayal kırıklığı efekti verildi gong sesiyle!) -Yok be, ne alakası var. Şu an iç huzurumu, görmediğim fiyordlara bile değişmem. Prag'a belki. Kiddin'.

Okul demişken! Dünyanın en ortalama öğrencisi olma çalışmalarıma son hız devam ediyorum. Bugün derste sıkıntımı gidermeyi ilk mülakatımda neler konuşacağımı düşünerek geçirdim. Her şey not değil, diye klişeyle de girmedim hayalimde söze. Amacımın dünyayı kurtarmak olmaması beni nasıl rahatlatıyor, nasıl! Yakmayan güneşin altında ben, bir hamakta sallanıyorum, amacım olmayınca. Şu dünyanın güzelliğine bak. Senin aklına yatmadıysa bırak zaten, benim fikrim.

Babamla girdiğim iddiayı en iyi şekilde kazanmış olmanın gururunu taşıyorum. Düşük not almak bir insanı ne kadar mutlu edebilirse, ondan daha mutluyum.

Bu mutlulukla kahkahalarım yine benden yüz adım önde yürüdü bugün, ne tuhaf! Binaları, yolları, kulakları bana hazırlıyorum kendimce. Keşke bugün otobüste önümde oturan amcayı da hazırlasaydım önceden. Babamın komiklikler yapacağını tahmin etmemiştim; sessiz, uslu bir cici kız olup (sessiz ve uslu birbirini pekiştiren sıfatlar -dikkatinizi çekmek istiyorum.) güzel güzel otobüste gidecektim. Ta ki babam sağ olsun kopup, öndeki amcanın kulağına eğilip bir kahkaha patlatana kadar! O bakışı unutmam için birkaç güne ihtiyacım var. Unutamam, demiyorum, çok net unutacağım çünkü. Neleri unutmuyor insan? Laflara bak, büyümüş de küçülmüş.

Bugün tavlada şanssızdım. Bir onda vasat olmak koyuyor.

Bak şu Joy Fm'e. Mr. Curiosity çalıyor. Bu şarkıyla başlayan bir değişimin etkisindeyim ben hala. Lisenin ortalarından bu yana içimde fırtınalar kopartan sıradanlık dalgasının etkileri hala açık bir şekilde görülebiliyor. Life is a mistery. And wonderful. -totally ordinary. and you know it. (kız hırsla odadan çıkar. sonra dünyanın en güzel sarılma sahnesi.) I tried.

Umudun kanadında tek kişilik yer varmış. Senin olsun bugün.




2 yorum:

  1. Olduruyodun be beni, genzime su kacti... Kiddin' ne ya? :D

    YanıtlaSil
  2. Dün bizim bir hoca derste komiklik yapıyor aklınca, ama daha kimse fark etmeden espri yaptığını, "I'm kidding" diyor. Ama sonra hemen dersle ilgili bir şeyler söylediği için insanlar o zaman da gülemiyor. Bu durum 3-4 kez olunca blogda yer vereyim dedim, fark ettirmeden =)

    YanıtlaSil