27 Eylül 2012

susulsam

"cam buğularının her yerine her yerine adını yazdım." 

bülent ortaçgil'in seslendirdiği şarkıların en sevdiğim yanı boşluklar sanırım (bu şarkıdaki "her yerine" tekrarı, bir kural ihlali. hatta kuralın en güzel ihlali.). sakinliğini hiçbir zaman kaybetmeyen bir ses, bir konserde bana -doldurmam için- sessizlik sundu pazartesi. söylenmemiş sözlerimi sıkıştırdım ben de. bir yandan jehan barbur'un sesi aklımda "sensiz olmaz" diye çığlık çığlığa belirsin, öte yandan ortaçgil bir söylediğini ikinciye bile tekrar etmesin. herkesin yorumu farklı. iyi kötü ayrımı yapmadan, sadece farklı ve hepsinin kendince güzel olduğunu/olabileceğini kabul ettirircesine önce senfoni orkestrası, ardından erkan oğur çaladursun; en güzel şarkılarını söyledi ortaçgil, sonrasında birsen tezer eşlik etti ona. farklılıklar iyi ki var dedim. bir önceki şarkı iyi ki bitmişti bir de. sonrası gelemezdi öbür türlü. son'un iyisi olmazmış, evet, son şarkı hakikaten iyi olmadı. ama eminim konser alanında birilerini çok çok mutlu etti o bilinmeyen şarkının "yağmur" isteklerine rağmen çalınması. candan erçetin bir konserinde mühim değil'i söylese. ah keşke.

"aklın havadaysa
ve sen yerdeysen
bir de fark edersen
acıtır"

gecenin saat üçü. galata'da "bir aşk büyüsü rengi". bazen hiç kurmadığım hayaller gerçekleşiyor. ay, ilk dördün. ay, eylül. nerede, kimle olduğumdan çok, 'an'lar var. gözlerimi bir saniyeliğine gökyüzüne kaldırıp bakmam var. bir ihtimal daha var. gökyüzünde asılı kalmak sonra. saatin ucunu kaçırmak, uçurtmayı elden kaçırır gibi. uçan balonlardan farkı, yere çakılması, uçurtmanın. ama 'ipler dolaşacak' korkum yok. "kendini bırakmak en büyük korku. baş edemediğimizden belki." nasılsa, o korku dahil, hatta afrika, şu an hepsi geride. acıtmadan.

"kimseye anlatmadım"

diyeceğim hiçbir şey yok. her şeyi en az bir kez anlattım, en az bir kişiye. kimse bu kadar özel olmasın, kimseye o kadar özel olmayayım düşüncesiyle -ya da içgüdüsüyle. a belki sana anlatmamışımdır, sen özel kal diye. benim zaafım anlatmaksa, senin değerin benim senden sakladıklarımda. hem bu da bir bakış açısı. bir de tabiatı ikna çabası, doldurulacak bir boşluk olmadığını kanıtlamak, amacımız.

"artık hiç canım yanmaz
çünkü kaptan denize açılmaz"

ve kaptan'a ne oldu bugünlerde bilinmez. bir rafta, gözden ırak, tozlanıyor. yefi'nin güneşlenmesi gibi. o yerini beğendiyse, orada tükürsün kendince. benden bu kadar. en azından, şimdilik.

çok teşekkürler

1 yorum:

  1. "aklın havadaysa
    ve sen yerdeysen
    bir de fark edersen
    acıtır"


    me likes this...

    YanıtlaSil