23 Temmuz 2012

çelişki

sabah izlediğim filmin etkisine girmediğime dair yalanlar söylüyorum kendime içimden. oysa masayı bahçeyi izleyecek şekilde balkonun kenarına yapıştırmamdan da anlaşılıyor ki paris havasını kokluyorum sabahtan beri.

bütün gün annecimle birlikteydik. bir konu bitmeden ötekine başladık, öyle susamışız birbirimize. "sevgi fedakarlıktır." dedi, ben yapamadım, dedim. sevmediğimden değil, bencilliğimden, dedim. kuzguna yavrusu şahin görünürmüş. annem içimdeki iyi niyeti arıyor, anlattıklarımı konduramıyor, gördüm. sevgi galiba bu, her şekilde kabulleniyor beni canımın içi.

before sunset iyiydi güzeldi, kızla aramda daha az benzerlik bulsam daha mutlu olurdum orası ayrı. karar ortada: bir süre romantik komediden arındırıyoruz zihnimizi -ki zihnimizde kalan beş kuruşluk kırık cam parçalarının insanlığa bir faydası dokunsun -en azından. 

"memories are wonderful things if you don't have to deal with the past." dedi celine. (çok) katılıyorum. ben geçmişi geçmişte bıraktıkça her şey güzelleşiyor. sonra bir an geliyor, kirpikler ıslak. anılar şimdiye hiç yakışmıyor, beklenti olmasa bile. demek ki zorlamanın bir anlamı yok.

ve balkon.. ne güzel, yaz akşamında. ama bu yaz onun da eksiği çok, yarım kalmışız birlikte. keşke nail amcam da olsa. şu an yan balkonda oturuyor gibi geliyor, tüm bunlar bir şaka gibi, tavlaya çağırsam aşağı inecek gibi. kaç kez sesini duydum iki gündür, meğer onun sesi değilmiş, onun sesi gelemezmiş. çünkü o yokmuş.

"you can never replace anyone. what is lost is lost."

her şey bu kadar kolay olsa. bunu gözümü kırpmadan söylemeyi beceriyorum da, gözümü bir saniyeliğine kapattığımda gördüklerime bir türlü inanamıyorum.

babam "baksana ama hayat devam ediyor" dedi, klasik. hayat devam ediyor da... onsuz devam ediyor. aynı mı?

balkonu da kendimi de zorla inandığım tezlerimi de bir oturuşuta çürüttüm. bunlar da yeni kayıplar. güle güle kullanayım.

fedakarlıkla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder