her şey değişti yetmedi, bir de evdeki kullanmadığım odam değişti. yeni mobilyalar, yeni renk, yeni perde. yenilenmek için önce eskilerden arınmak gerekiyor. ama eski dediğimiz yalnızca dört harf değil. öyle çok şey birikmiş ki öyle dolabın içinde durduğu gibi değil koridorlara çıkınca. ben zaten istifçiliğimle barışığım artık, acısını dün saatlerce attığım defterlerimle çektim. yüzlerce mektup, 17. yaş doğum günümden kalan 3 hediye kutusu, son kullanma tarihi 2010'da geçmiş sıcak çikolata, orta okul günlüğüm, kreş yıllığım, ayvalık fotoğrafları, kara kaplı defterim... yok ettiğimi sandığım dünyanın en üzücü iki fotoğrafı. artık silinip gittiğinden emin olduğum iki öyküm, iki denemem. hepsi bir kolide, bir evim olacağı günü beklemek üzere toplandı, kaldırıldı.
yazdıklarımı okuyunca üzüldüm ama kendime. iki lafın başı "ders çalışasım yok.", "uzun zamandır içimden yazmak gelmiyor.", "çok sıkıldım.". bu ne mutsuzluk arkadaşım! ergen misin nesin, hiç değişmemişsin, dedim kendime. insan yedisinde neyse yetmişi.. hikayesi doğru gerçekten galiba. inanılmaz.
yazdıklarımı okudum biraz. adam ve küçük kız. ne cesaret yazmışım onu. çok iyi ya. yani öyküde bir numara yok da, o kadar samimi ki.. darısı yeni yazılarıma.
her şeyden öte öyle çok emek var ki şu an elimdeki her bir anıda.. buse olsa iyi iş çıkardık derdi. çok iyi iş çıkarmışız. iyi ki varmışız.
onların hepsini yaşayan ben miyim gerçekten. buna inanıyorsanız, aşağıdaki şiiri attila ilhan'ın yazdığına da inanırsınız. ve bunu 10. sınıfın yazında keşfettiğime. ne kadar zaman geçerse geçsin etkisini hiç yitirmediğine. suyun uçup yazının kaldığına. zamanın yazıya inat uçtuğuna. ve yeni mobilyalarımın kırmızı olduğuna. hayat küçük sürprizlerle dolu, öyle değil mi yefi? o zaman bu şiir sana gelsin, bana.
profili oğlan çocuğu
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
cam tozu serpintisi su pırıltılı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
sevda çetin bir sınav bunu bilirdi
yüreğini tüketen epeyce ağrılı
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
sabahtan akşama bütün gün
bir kalemle buluşmasın şairdi
şiirleri nedense ağır yaralı
gizliden gizliye kan kaybediyor
eli fırça tutunca yaptığı resim
bir yangın korkusu gibi özgün
kim olduğunu kim bilebilirdi
başka bir gezegenden gelmiş
su altında yaşıyor çünkü uzaylı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
kaç kadın olabiliyor kaç erkek
sabahtan akşama bütün gün
elleri soğuk ve saydam upuzun gelirdi
gözlerinin beyazını kırmızıya çevirmiş
sesi başka bir ses göğüslerini silmiş
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
profili oğlan çocuğu ağzı hüzü
sevmek kalın bir tünel bir kere girilirdi
artık anlamı yok gecenin gündüzün
uzak uzak imdat sinyalleri verirdi
sabahtan akşama bütün gün
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
onu benden başka kim sevebilirdi
yazdıklarımı okuyunca üzüldüm ama kendime. iki lafın başı "ders çalışasım yok.", "uzun zamandır içimden yazmak gelmiyor.", "çok sıkıldım.". bu ne mutsuzluk arkadaşım! ergen misin nesin, hiç değişmemişsin, dedim kendime. insan yedisinde neyse yetmişi.. hikayesi doğru gerçekten galiba. inanılmaz.
yazdıklarımı okudum biraz. adam ve küçük kız. ne cesaret yazmışım onu. çok iyi ya. yani öyküde bir numara yok da, o kadar samimi ki.. darısı yeni yazılarıma.
her şeyden öte öyle çok emek var ki şu an elimdeki her bir anıda.. buse olsa iyi iş çıkardık derdi. çok iyi iş çıkarmışız. iyi ki varmışız.
onların hepsini yaşayan ben miyim gerçekten. buna inanıyorsanız, aşağıdaki şiiri attila ilhan'ın yazdığına da inanırsınız. ve bunu 10. sınıfın yazında keşfettiğime. ne kadar zaman geçerse geçsin etkisini hiç yitirmediğine. suyun uçup yazının kaldığına. zamanın yazıya inat uçtuğuna. ve yeni mobilyalarımın kırmızı olduğuna. hayat küçük sürprizlerle dolu, öyle değil mi yefi? o zaman bu şiir sana gelsin, bana.
profili oğlan çocuğu
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
cam tozu serpintisi su pırıltılı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
sevda çetin bir sınav bunu bilirdi
yüreğini tüketen epeyce ağrılı
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
sabahtan akşama bütün gün
bir kalemle buluşmasın şairdi
şiirleri nedense ağır yaralı
gizliden gizliye kan kaybediyor
eli fırça tutunca yaptığı resim
bir yangın korkusu gibi özgün
kim olduğunu kim bilebilirdi
başka bir gezegenden gelmiş
su altında yaşıyor çünkü uzaylı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
kaç kadın olabiliyor kaç erkek
sabahtan akşama bütün gün
elleri soğuk ve saydam upuzun gelirdi
gözlerinin beyazını kırmızıya çevirmiş
sesi başka bir ses göğüslerini silmiş
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
profili oğlan çocuğu ağzı hüzü
sevmek kalın bir tünel bir kere girilirdi
artık anlamı yok gecenin gündüzün
uzak uzak imdat sinyalleri verirdi
sabahtan akşama bütün gün
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
onu benden başka kim sevebilirdi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder