*okurken bunu dinleyin*
demek ki öğrendiklerimizin ağırlığına dayanamayabilirmiş gözlerimiz.
dokuzuncu hariciye koğuşu'nda, ana karakterimiz; başkalarının zavallılıklarını, acizliklerini, kötü durumlarını görüp de kendi haline şükreden insanlardan iğrendiğini söylüyordu. tam olarak bu kelimeleri kullanmadıysa da peyami safa, ne demek istediğini anlamışsınızdır. o satırları okuduğumdan beri, her acıma hissinin ardından gelen "bak böyle olmak da varmış, beterin beteri var, allah'ım sen bunlardan beni koru" fikri çok ürkütüyor. halimden memnun olduğumu fark etmek, söylemek, bilmek için kötü koşullar görmeye ihtiyaç duyan biri olmak istemiyorum. ben hep şanslı hissediyorum, arkadaşlarımla, yeni arkadaşlarımla, ailemle, okulumla, yeni okulumla, yaptıklarımla, hatta kimi zaman yapacaklarımla "iyi ki" diyebiliyorum, onların yalnızca var olmalarından başka bir koşula ihtiyaç duymadan. ama bu ara iyi ki'lerimin dayanağı farklılaştı, içeriği birden yoğunlaştı. işte tam da bu yüzden, sanırım, son birkaç gündür kendimden iğreniyorum.
o kadar ki şanslı hissettiğim için gözlerimi açamıyorum.
demek ki öğrendiklerimizin ağırlığına dayanamayabilirmiş gözlerimiz.
dokuzuncu hariciye koğuşu'nda, ana karakterimiz; başkalarının zavallılıklarını, acizliklerini, kötü durumlarını görüp de kendi haline şükreden insanlardan iğrendiğini söylüyordu. tam olarak bu kelimeleri kullanmadıysa da peyami safa, ne demek istediğini anlamışsınızdır. o satırları okuduğumdan beri, her acıma hissinin ardından gelen "bak böyle olmak da varmış, beterin beteri var, allah'ım sen bunlardan beni koru" fikri çok ürkütüyor. halimden memnun olduğumu fark etmek, söylemek, bilmek için kötü koşullar görmeye ihtiyaç duyan biri olmak istemiyorum. ben hep şanslı hissediyorum, arkadaşlarımla, yeni arkadaşlarımla, ailemle, okulumla, yeni okulumla, yaptıklarımla, hatta kimi zaman yapacaklarımla "iyi ki" diyebiliyorum, onların yalnızca var olmalarından başka bir koşula ihtiyaç duymadan. ama bu ara iyi ki'lerimin dayanağı farklılaştı, içeriği birden yoğunlaştı. işte tam da bu yüzden, sanırım, son birkaç gündür kendimden iğreniyorum.
o kadar ki şanslı hissettiğim için gözlerimi açamıyorum.
Arkadasim yurtdisindaki okuyucu kitleni de gozeterekten fizy yerine baska bir yolla paylasabilir misin sarkiyi?
YanıtlaSiltabii ki! :)
YanıtlaSilhttp://www.youtube.com/watch?v=kL_RH8A1V-M
Ayda bir okuyorum blogunu, her seferinde de dort yaprakli yonca bulmus gibi seviniyorum.
YanıtlaSilCok guzel bir insansin. Lutfen pes etme; kendin olmaya ve yazmaya devam et.
teşekkür ederim :)
YanıtlaSilbugün duyduğumda çok sevindiğim bu eski şarkı da beni mutlu ettiğin için sana gelsin o zaman:
http://www.youtube.com/watch?v=RcZn2-bGXqQ
sevgiler.