bir varmış, bir yokmuş. belki hiç yokmuş. belki olmamış. ya da gelmiş bulamamış. belki dönecekmiş vazgeçmiş. aslında dönseymiş görecekmiş. gözlerini açıp baksaymış, ışığı kapatmasaymış şansı olurmuş. ayağı zehirli elmayı çiğnediyse bile kötü kalpli cadının lanetinden kurtulamamış belki. belki pembelerde toz olmuş uçmuş. sonra siyahta takılmış. belki kaçarken düşmemiş ayakkabısının teki. çünkü kaçmamış. hep orada, arada, kalmış. beklemiş belki kimseyi. kimse gelmemiş. o, topuklu ayakkabıyı hiç sevmezmiş zaten. ondan çıkarmış hemen. belki bulanın kalbi kör olmasa tanırmış ayakkabıyı o anda. yer soğumadan yakalarmış. onun, kum tanesine dönüşmesine izin vermezmiş. kim bilir, belki izin vermediğinde, o bunu kaldıramaz ve takılırmış bir balığın peşine, kısmet diye.
öylelikle anlarmış ki kısmet değilmiş. ve bir masal, başlamadan bitermiş.
gökten düşen tüm elmalar senin için yefi.
afiyet olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder