"Mon brusque départ a dû vous surprendre. Je m’en excuse et ne le regrette pas."
Birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı. Özür dilerim, ama pişman değilim. *
*maurois "et" demiş, tahsin yücel "ama" diye çevirmiş. tahsin yücel bu, var bir bildiği.
"Kaderlerimizle arzularımız hemen hiçbir zaman bağdaşmıyordu."
elimizdekinin değerini bilmekten daha önemli bazen "elimizde" tutmaya çalışmamak. sevginin yeri yanımız, yöremiz değil ki; içimiz. unutmamalı.
teşekkürler iklimler, artık sona geldik seninle. bundan böyle yoksun kitaplığımda bile. yalnız, içimdesin.
"contratemps"te de bir zaman problemi var, "toujours." tahsin bilir mi diyosun kanka? ve ile özür dilemek pişman olmamayı daha iyi anlatmaz mı? rhetorical bir "özür dilerim."
YanıtlaSilikinci alıntının çevirisi çevirmenin özgünlüğü bence direkt, diyecek sözüm yok, saygı duyuyorum :)
YanıtlaSildiğerine gelince.. normalde "ama" deyince sonrasında gelen cümlenin altını çiziyoruz, önceki cümleye karşı çıkarak ya da bir mazaret uydurarak yeni bir fikir sunuyoruz. özür dilemek, o yaptığını bir daha yapmamak anlamı taşıyorken içinde, "ama" diyerek bu alt metni yok ediyoruz bir nevi. burada phillippe gerçekten samimi diliyor o özrü, ne var ki yeni bir durum var ortada daha çarpıcı olan. işin güzel yanı bizim örneğimizde "pişman değilim"le ne karşı çıkılıyor ne mazeret uyduruluyor önceki cümleye; yalnızca daha baskın bir duygu karşımızda, eskisini yoksayan. ben bunu etkileyici buluyorum zaten.
hem kitabı okuyunca o özrün retorik olmadığını hissediyorsun, "ama" o zaman daha anlamlı oluyor :)